29 Şubat 2016 Pazartesi

Hamileyken

Etrafımdan duyduklarıma nazaran çok rahat bir hamilelik geçirdim diyebilirim. Aş erme, bulantı, aşırı kilo alımı vs. hiçbirini yaşamadım. Karnımın günden güne büyümesi dışında hamile gibi değildim diyebilirim. Bu durumun kötü tarafları da olmadı değil. Eşimden bir şeyler isteme zevkini yaşayamadım mesela! İnsanın içinden gelmeyince naz bile yapılmıyor maalesef.
Hamileliğim süresince iştahımda artış olmadığı için toplamda 13 kilo aldım.Önemli olan doğum sonrasıymış, sonra anlayacaktım.
Rahat geçirdim dediysem olumsuzluklar da olmadı değil. İkili test sonucum iyi çıkmasına rağmen üçlü test sonucum riskli çıktı. Yaşadığım üzüntü ve stresi anlatmaya kelimeler yetmez. Doktorumdan içimi rahatlatacak sözleri duymayı o kadar istedim ki... Fakat bir doktor soğukluğunda kesin bir şey söylemek için amniyosentez yapılması gerektiğini söyledi. Eşimle düşündüğümüzde sonuç ne olursa olsun bu bebekten vazgeçmeyeceğimizi, bu nedenle de amniyosentez gibi düşük riski taşıyan bir müdaheleye gerek olmadığına karar verdik. O günden sonra bebeğimin sağlıklı olduğuna yürekten inandım ve üzüntüyle ne kendime ne de bebeğime zarar vermedim. Doğuma iki hafta kala beni rahatlatmada üstüne olmayan(!) doktorumun "bir bacağı kısa galiba" sözlerine kulak bile asmadım. Çok şükür ki sağlıklı bir bebek dünyaya getirdim.

28 Şubat 2016 Pazar

Anneydim Artık

Onu ilk öğrendiğim an.. Sevinç miydi yoksa heyecan mı yaşadığım duygu. İkisi de değildi aslında. Şu an bile tarif edemiyorum yaşadığım duyguyu.
Evliliğimizin üç yılı boyunca çocuk düşünmemiştik. Hazır olduğumuzu anladığımızda karar verdik çocuk sahibi olmaya. Hazır olmamıza rağmen eşim de ben de sevinç çığlıkları ile karşılayamadık test sonucunu. Hayır çocuk istememek değildi bu, kaygıydı galiba.. Nasıl anne baba olacağımızı, çocuğumuzun nasıl bir geleceği olacağını bilememenin kaygısıydı.
 İlk şoku atlatınca,ki hiç de uzun sürmedi, içimde benden bir parçanın olması fikri yüreğimin kıpırdamasına yetti. Heyecanlı bekleyiş başlamıştı, anneydim artık..